Doğudaki Kuraklık Üzerine

Bildiğiniz gibi bu sene doğu bölgemiz ciddi bir kuraklık geçirdi. Özellikle kış mevsiminin yağışsız geçmesi, beklentileri ilkbahar mevsimine çevirmişti. Ancak beklenen ve istenen yağışlar bir türlü gerçekleşmedi. Tarım arazilerine ekilen ürünler için gerekli olan yağmur yağmayınca, kimi ürün tohum olarak tarlada çürüdü, kimi ürün ise gerekli gelişmeyi göstermedi ve bodur kaldı. Kimi ürün ise tarlada yandı. Çiftçi yaptığı çalışma ve emeğin hakkını alamadı. Bölgemizde her sene gerçekleşen hasat ise maalesef gerçekleşmedi. Ülkemizin buğday, mercimek gibi tahıl ürünlerinin deposu olarak kabul edilen doğu bölgemizde kuraklık sorunu yaşanınca bu ürünler istenen oranın çok çok altında kaldı. Böylelikle gıda güvenliği de tehlikeye girmiş oldu. Zaten son zamanlarda da bu ürünlerin fiyatı da artma eğilimine girmişti.

Ülkemizin su kaynaklarının bol olduğu konusunda hepimiz bir şeyler okumuşuzdur. Özellikle tatlı su kaynaklarının çok olması içme ve sulama için epey bir avantaj getirmiştir. Nehir, çay, dere ve yeraltı kaynak suları ülkemizin geneline hakimdir. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesinde nehirlerin potansiyel enerji oluşturacak yükseltilerle inmesinden dolayı Elektrik enerjisinin üretilmesi açısından da önemli olmuştur.

Ülkemizin bu kadar çok tatlı su kaynağı olmasına karşılık yeterli miktarda bu sulardan faydalanıyor muyuz? Daha da önemlisi bu suları verimli bir şekilde kullanıyor muyuz? Onlarca yıldır GAP Projesi diye bir proje gündemdedir. GAP Projesinin ana amacı Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sulanabilir arazi yüzdesini artırmak böylece verimli tarım alanlarını oluşturmaktır. Verimli tarım arazilerinin oluşması ile elde edilen ürün çeşidi ve miktarı da artmış olacaktı. Ancak su götürülen arazilere bakıyoruz ki, maalesef kısa vadede verimli görünen araziler orta vadede istenen şekilde verimin artması sonucunu doğurmamıştır. Su kaynakları bol olan ülkemiz ve bölgemizde bilinçli sulama yapılmayınca arazilerin verimli olması bir yana daha da verimsiz bir hale gelmişlerdir.
Gereksiz miktarda fazla sulanan araziler sudaki tuzdan dolayı çoraklaşmıştır. Hem arazi çoraklaşmış hem de suyu israf ederek çok fazla miktarda su tüketerek, su kaynaklarımızı boşu boşuna harcar duruma düşmüşüz.

Su kaynakları ortak bir kaynaktır ve kişi paramı veriyorum ister kullanırım ister dökerim diyemez. Çünkü herkesin atılacak ve dökülecek daha doğrusu israf edilecek suda hakkı vardır. Nitekim Dinimizin bu konuda güzel bir prensibi var ve bu prensipte su kaynakları ne kadar çok görünürse görünsün kimsenin ihtiyacından fazla kullanmaması gerektiğini ifade eder. Dinimiz, “Kişi okyanusun ortasında olsa dahi ihtiyacından fazla su kullanmamalıdır” der. İşte sanırım herkes bu prensibe göre hareket ederse sorun da büyük oranda hal edilmiş olacaktır. En büyük israf metotlarından biri de içme suyunun sulama suyu olarak kullanılmasıdır.

İster gerçek, ister tüzel kişi fark etmez bahçe sulaması veya çim sulamasında kimse içme suyunu kullanmamalıdır. Zira önümüzdeki süreçte yaşanabilecek ve muhtemelen yaşanacak olan sıkıntıların vebali bu kişilerin olacaktır. Suyumuza sahip çıkalım….

Son yapılacak yardımlarında kısa vadede olduğunu düşünüp her zaman böyle müdahaleleri de beklemek hata olur.

Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: