Biz Güzel Çocuklardık Mahallede!..

Biz o güzel çocuklar olarak, o mahallelerden çıktık sokaklara. Komşularımız vardı o mahallelerde, veresiye defteri olan bakkalımız, bizi öğrenci tıraşı eden babamızın berberi vardı.Başımızda dikilir berbere emirler yağdıran babalarımız.Abla ve ağabeylerimiz vardı, onların aşklarını korur ve kollardık.Sırlarını içimizde tutardık patlarcasına😀 Evlerimizin bahçeleri vardı; delisi, sarhoşu eve geç geleni, kavgacısı ve hovardası vardı mahallemizin. Birbirimize misafirliğe giderdik, annelerimizin ellerinde mutlaka bir şey olurdu.En rağbeti de patlıcan tatlısı😀.Uzak yoldan gelmiş gibi misafir karşılardık. Uzun yola uğurlar gibi hep birlikte uğurlardık yan komşumuzu. Şimdi hangi kentin, hangi semtinde oturursak oturalım, benim 7 Kasım mahallem olduğu gibi, eskiden her birimizin bir mahallesi vardı. Mutsuzluğumuz, mutlu olduğumuz anların sınırında dönen bumerang oldu, ne kadar uzağa atarsak, bir o kadar hızla geri gelip bize çarpıyor. Şimdi suskunum, ama bir o kadar da kederli…
O yıllarda, her eve geldiğimde beni polise ihbar eden Ayşe Teyzeye bile bir gün olsun kötü davranmadı annem. Hiç çocuğu olmayan, çok çocuğu olanın halinden anlayamazdı ki. Yıllar sonra evimden çok uzak kentlerin birinde (Erzurumda) beni görmeye gelen annemle selam yollayan, eve her geldiğimde beni polise ihbar eden Ayşe Teyzeydi yine. Aldım selamını ve yolladım selamımı. Bundan polisin ne kadar haberi oldu, bilmem😀. İnsanı kendi vicdanıyla baş başa bırakmak en doğrusuydu. Yeni doğanlar, evlenenler, yeni kiracılar, başka mahallelere göç edenler, ayrılıp ayrılıp bir araya gelenler, başını alıp yıllarca ortadan kaybolanlar, genç yaşta kocası ölmüş Fatma Abla’ma dikilen gözler, kumara düşmüş Kore gazileri, bir türlü mutlu sona varmayan müzmin aşklarıyla mahalle, içeriden özlediğim kocaman bir ülkeydi. Bir el atışıyla kopmuş düğme atılmışım oraya buraya…
İşte böyle, kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapan çocuklardık, mezarlık kenarındaki paslanmış tellerden, telden arabalar yaparak. Büyüyünce o mezarlıklara arkadaşlarımızı omuzlarımızda taşıyacağımız aklımıza gelmezdi o zamanlar. Mahallemizi iğde kokusu sarardı, papatya çiçekleri zıvanadan çıkarırdı bizleri.Ve biz o zamanlar kapımızı kilitlemeden uyuyorduk. Sabaha çıkacağımızdan kuşkumuz olmazdı. Biz o zaman güzel çocuklardık mahallede ve ben hep özleyeceğim o 7 Kasımı😀

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: